• BIST 73.600
  • Altın 132,457
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • Bursa 4 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -5 °C

Önder: İmralı heyetine güvenmiyorsanız 5-10 gazeteciyi Öcalan’a gönderin

Önder: İmralı heyetine güvenmiyorsanız 5-10 gazeteciyi Öcalan’a gönderin

HDP Ankara Milletvekili ve İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan ile ilgili basında yer alan haberlere ilişkin bir hükümet yetkilisinin kendilerine, bu haberlerle kendilerinin bir ilgisi olmadığını ilettiğini açıkladı. “Biz sadece yanındaki arkadaşların görüşçülerinden ve mektuplarından edindiğimiz izlenimler var, onun dışında elimizde bir bilgi yok.” diyen Önder, “Bir kamu diplomasisi adı altında bir psikolojik algı harp enstrümanı devrede, bir algı operasyonu devrede. Eğer keşke, basın emekçilerini tenzih ederek söyleyeyim, genel olgusal anlamda basın bu kadar kelepçelenmemiş olaydı bir basın mensubu, bir hükümet yetkilisine şu soruyu soraydı; madem böyle diyor, kardeşim İmralı heyetine de güvenmiyorsunuz gönderin buradan seçeceğiniz 3-4 gazeteci, 5-10 gazeteci, gazetecilerin genel yayın yönetmenleri, size yakın olanlar uzak olanlar, gitsinler bunu Öcalan’dan bizatihi dinlesinler. Öyle değil mi. Buna ne mani.” şeklinde konuştu.

İmralı heyetinde yer alan Halkların Demokratik Partisi grup başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP Meclis Grubu Toplantı Salonu'nda basın toplantısı gerçekleştirdi. Heyet adına Sırrı Süreyya Önder açıklamalarda bulundu. Önder, açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

"DAVUTOĞLU'NUN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ AÇIKLAMASINA EN İYİ CEVAP YÜZLERDEKİ ACI GÜLÜMSEMEDİR"

Bir gazetecinin, “Başbakan Ahmet Davutoğlu ‘basın özgürlüğü noktasında kırmızı çizgilerimizi hala koruyoruz?’ açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Önder, “Basın özgürlüğü konusundaki sözleri buradaki bütün basın mensubu arkadaşların vicdanına teslim ediyorum, hepinizin yüzünde belirecek acı gülümseme buna en etkili cevap olacaktır. Artık bunun üzerine konuşmaya bile gerek yok. Bir seçim dönemi yaşadık. Cumhuriyet dönemi boyunca iktidarlar seçim dönemlerinde vesair dönemlerde kendilerine yakın medyayı ve TRT’yi bir şekilde etki altına alarak diğer partiler aleyhine adaletsiz bir şekilde kullanmışlardı. Bu iktidar mensuplarının konuşmaları daha uzun, diğerlerini daha kısa vermek şeklinde tezahür ediyordu. Bu dönem Cumhuriyet tarihinde bu tarafgirlik taçlandı. Hükümet mensuplarının susmalarını da verdiler. Biz hiçbir televizyon kanalında hele TRT’de neredeyse sıfıra yakın bir görünürlük elde ederken ezan dolayısıyla kürsüdeki iktidar hatibi susunca ezan bitene kadar bu memlekette bütün televizyonlar utanç verici bir şekilde o sessizliği yayından çıkamadılar, buna cesaret edecek bir tane yayın masası olmadı. Ben bunu birkaç televizyonun yayın yönetmenine sordum. Ya konuşmalarını anladık da susmalarını niye veriyorsunuz diye, ‘bekledik biri çıksın ki biz de çıkalım’ dediler. Basının haline en kristalize örnek budur ve utanç vericidir. Böyle bir şey olmaz.” cevabını verdi.

"ESAD DA SİZİN KIRMIZI ÇİZGİNİZDİ, BİR ANDA NASIL PEMBELEŞTİ"

“Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye’de IŞİD’e karşı bir kara harekatı gerektiğini ve buna da hazır olduklarını söyledi. Neler söylersiniz bu açıklamalar konusunda?” şeklindeki soruya Önder şu cevabı verdi: “Suriye meselesine gelince, dünyada temel bir doğrudur, askeri olarak test edilmeyen hiçbir siyasi güç, güç değildir. Ortadoğu’da bu kadar güç vehmeden, kendisine bir siyasal yapının orada savaşı önceleyeceğini söylemekten dilimizde tüy bitti. Bu bir yoldur sonu da hüsrandır. Korkarım ki helak edecekler ve buna Genelkurmay'ın bu kadar sessiz kalması da, bu kadar biat mantığı içerisinde suskun kalması da kabul edilebilir değildir. Çünkü aynı Genelkurmay bu sevda depreştiği zaman bundan önce buraya bu şekilde girilemeyeceği en üst düzey emir komuta zincirinde bu hükümete ve bu savaş sevdalılarına deklare etmiştir. Ne değişti o günden bu güne kadar. Şu değişti; bakın Esad’ı da unuttular. Esad da kalabilir dediler ama Putin’e telefon açılıyor, Kürtler asla deniliyor. Kürt'le hısım olmayı değil, hasım olmayı kafasına koymuş bir siyasal yapının savaş hezeyanlarını ibretle izliyoruz. Bu yol yol değildir. Sonu hüsrandır çünkü. Herkes kendi gübresi kadar bostan ekmek durumundadır uluslararası politikada. Biz böyle savaş hezeyanlarıyla çıkarsanız yola Ortadoğu gibi bir coğrafyada toplumsal maliyeti çok ağır olur bütün ülkemiz için ve bölgemiz için. Çözüm bütün bölge halklarına demokratik bir teklif sunmakla olur. Çünkü sizin ne askeri gücünüz ne siyasal gücünüz bölgede oyun kurucu olmaya müsait değil. Sizin dış politikanın yıllardır sabrımızı test etmesinlerin bir sabit repartuvarı haline dönüşmüştür. Sabrınız test edile edile delik deşik olmuş. Bu iyi bir şey. Bu noktada durmaları. Bugün bu savaş hezayını niye ne değişti, dünden bugüne şu değişti. Kürt anasını görmesin. Orada bir bağımsız yönetim olmasın, bu açığa çıktı. Çünkü daha önce ne diyorlardı. Esad diyorlardı. Şimdi kendi ağızlarından Esad’la da bir geçiş olabilir noktasına geldi, peki niye bu kadar kaosa meydan verdiniz. Esad da sizin kırmızı çizginizdi, bir anda nasıl pembeleşti. Peki bu Kürt'e ne oluyor da sizin kırmızı çizginiz kızıllaşmaktan başka bu halkın önü hiçbir şekilde açılmıyor ve hep hasım mertebesine oturtuyorsunuz. Bunu ancak o koruculara anlatabilirsiniz. Çağırdığınız koruculara. Onun için kıymetini bilirlerse bizim önerilerimiz çok onurlu erdemli ve altın kıymetindeki önerileridir. Barışı demokratik, siyaseti siz kendi ülke pratiğinizde yaşamsal bir hayata geçirebilirseniz bölgeye de örnek olursunuz. Öcalan’ın ta başından beri ısrarla, bunlar, bu gelişmeler bu kadar vahim hale gelmeden yaptığı uyarıların hepsi birbir çıktı ve hükümet yetkilileri bunu itiraf ediyordu. Adam bizden iyi gördü diye. Onun için bu Suriye’de savaşın bir tarafı olmak kara savaşına girişmek falan, bunlar mali hülyadır, ama bireysel bir şey olsa en fazla vah vah der geçerdik, ama bedelini bu ülkenin bütün çocukları gençleri ve ortak geleceğimiz ödeyecektir. Kimsenin buna hakkı yoktur. Yüzde 49 değil yüzde 99 da alsanız savaş politikasının alkışlanacak, kışkışlanacak bir tarafı söz konusu olamaz. Demokrasi, barış, eşitlik.”

“Öcalan’a atfen birkaç gündür yayınlanan haberler var. HDP’yi ve seçim sonuçlarını eleştiren haberler var. Siz yakın zamanda veya orta vadede Öcalan’a ulaşabildiniz mi? Açıklamaların kaynağı nedir?” sorusu üzerine de Önder, şunları söyledi: “Biz sadece yanındaki arkadaşların görüşçülerinden ve mektuplarından edindiğimiz izlenimler var, onun dışında elimizde bir bilgi yok. Fakat bir hükümet yetkilisi bu haberlerle kendilerinin bir ilgisi olmadığını tarafımıza söyledi. Bir kamu diplomasisi adı altında bir psikolojik algı, harp enstrümanı devrede bir algı operasyonu devrede. Eğer keşke basın emekçilerini tenzih ederek söyleyeyim. Genel olgusal anlamda basın bu kadar kelepçelenmemiş olaydı bir basın mensubu bir hükümet yetkilisine şu soruyu soraydı. Madem böyle diyor kardeşim İmralı heyetine de güvenmiyorsunuz, gönderin buradan seçeceğiniz 3 -4 gazeteci, 5 -10 gazeteci, gazetecilerin genel yayın yönetmenleri, size yakın olanlar uzak olanlar gitsinler, bunu Öcalan’dan bizatihi dinlesinler. Öyle değil mi. Buna ne mani. Bunda da mutabık kalınmıştı. Basın İmralı’yı ziyaret edecekti. Gönderin Öcalan da desin ki bu İmralı heyeti ne kadar berbat bir heyet, basın da bunu bütün kamuoyuyla paylaşsın. Böyle el altından gayrı ahlaki haberler yapmakla olur mu bu iş. Ne bunu soracak bir medya basın özgürlüğü kaldı bu memlekette ne de meseleyi bu ciyetle ele alabilecek sorumlu bir devlet anlayışı, bunların yerinde yeller esiyor. Bu yelin adını badı seba koymakla, bu meselenin ne kadar çirkin koktuğunu örtemezsiniz, onun için becerebilirseniz hepinizden ricamızdır, kendi sorunuz olarak değil İmralı heyeti böyle diyor, sahi siz niye göndermiyorsunuz Öcalan’a kendinize yakın, vazgeçtim tarafsız basını da kendinize yakın basın mensuplarını alın götürün; yazılı, görüntülü, sesli bir kayıt yapsınlar, bu kamuoyu da bu meraktan kurtulsun. Bu kadar methiyeler diziyordunuz siz.”

Bir gazetecinin, “Maalesef bu soruyu sorabilecekleri oralara almıyorlar?” çıkışına ise Önder, “Almıyorlar değil mi? Akreditasyon meselesi?” dedi. CİHAN

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Akşener hakkında flaş gelişme16 Ağustos 2016 Salı 11:18
  • Demirtaş'tan erken seçim çağrısı15 Ağustos 2016 Pazartesi 12:11
  • Çavuşoğlu ile görüşecek15 Ağustos 2016 Pazartesi 11:48
  • CHP İzmir’de istifa şoku10 Ağustos 2016 Çarşamba 13:54
  • CHP'den Başbakan'a mektup04 Ağustos 2016 Perşembe 11:54
  • CHP’den açık çağrı03 Ağustos 2016 Çarşamba 16:09
  • Arınç'tan Gökçek'e sert tepki02 Ağustos 2016 Salı 17:41
  • "Bugüne kadar neden göz yumdunuz?"02 Ağustos 2016 Salı 17:37
  • Arınç'a bir kötü haber daha29 Temmuz 2016 Cuma 12:25
  • Arınç ateş püskürdü28 Temmuz 2016 Perşembe 11:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Olay Bursa | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : Haber İhbar Hattı: 0544.201 80 43- haber@olaybursa.com